Bügün, yarın, öbür gün…

dscf4716

Bu gece iki yıl önce kaybettiğimiz dostumuz Sahir Ünal için çok sayıda müzisyen dostumuzla birlikte Balans Jolly Joker sahnesinde olacağız. Sahir için bu akşam orada olacak tüm müzisyen dostlara, gelecek herkese ve Balans Jolly Joker’a şimdiden teşekkür ederiz.

Hazır iki satırı doldurmuşken devam edelim, memleketteki siyasi saçmalıklar, dış politikamızın paçavraya dönmüş olduğu, iç politikanın bildik atışmaların ötesine geçemediği bir dönemde Türkiye’nin tatil sezonunun başlıyor olması yerinde belki de. Fikir olarak tatil içinde kimi zorluklar barındırsa da, siyasetçiler en azından yaz aylarında kimsenin televizyon izlemediğini, bu nedenle reyting yapamayacaklarını anlayacak kadar akıllılar. Bu nedenle tatil fikrini hayal edemeyen vatandaş en azından bir süre Türkiye’nin beceriksiz siyaset ekseninden uzaklaşmış olur.

Pek yakında okullar da kapanıyor, karne elde koşmayalı onlarca yıl oldu, hala iki kapaklı karneler var mı bilinmez, ancak artık veliler notları interneten takip edebiliyorlar, eski usül karne tahribatıyla alınmış teşekkür ve takdirler yok artık. Bu ay sonunda şehirler de seyrekleşmeye başlar, zaten muazzam olmayan tv’leri ucuz, yazlık işler kaplar. Senelik izinlerinin gelmesini bekleyen kapitalizim mahkumları çetelelerinin son turlarını dönerler, gazoz ve dondurma promosyonunun peşinde bir kaç rock grubu beldenizde belirir, daha çok bedava mesaj bahşeden mobil servis sağlayıcılar da ortak olur “yaşasın yaz geldi” etkinliklerine.

İnternette tatil arama, yokluk içinde tatil yaratma, kuytu bir köşe hasreti, cilt kanseri korkusu, bikini içinde güzel görünme endişesi, orman yangınları, haremlik selamlık pilajlar, kuraklık, mevsimlerin farkında olmayan açlık, işsizlik, eşitsizlik, yalnızlık…yanı başınızdan geçen insanların başının üzerinde beliren düşünce balonların sadece bir kaçını oluşturur bugünlerde. Her ne kadar dün ve bugün gökyüzünden aynı anda binlerce kova boşaltılmış olsa da yarından itibaren hakikisinden geliyor yaz. Herkes gibi biz de aynı soruyu soruyoruz, yazı nasıl geçireceğiz? yaz dönüşü ne yapacağız? cevapları netleştirdikçe burada paylaşacağız.

Bugünlerde öncelikli uğraşımız Çağan Irmak’ın son filmi “Prensesin Uykusu”nun müziklerini oluşturmak. Bu nedenle haziran ayı boyunca sık sık prova yapacağız. Çağan bizleri çok heyecanlandıran bir film çekmiş, müzikleri de güzel olacaktır. Diğer bir gelişme temmuz ayının ilk haftasında Hayal Kahvesi’nde çalacağız, tamamen keyfimiz öyle istiyor diye, güzel bir konserle sezon finali yapmak istedik İstanbul için.

Yaz boyunca kim ne yapıyor, fotoğraf, video ve yazılarla sadece burada (hah! kendi kendimizi exclusive ediyoruz)… görüşmek üzere.