Nisan 2010 için Arşiv

Almanya Konserleri

Salı, 27 Nisan 2010

dusseldorf

Alman konsolosluğunun bize lütfettiği beş günlük vize, İzlanda’da ismi malum yanardağın etkileri nedeniyle 6 saatlik bir gecikmeyle başlayan Almanya macerası uzun süre akıllarımızda yer edecek. Sıkıntılı başlasa da oldukça keyifli bir turne oldu. Hamburg’a dair izlenimlerimizi daha önce yazmıştık. Düsseldorf’a ulaştığımızda daha önce görmediğimiz (Türkiye’de) bir titizlikte çalışan, işleyişi ve yapısıyla gerçek bir konser salonu karşıladı bizi. Ukalalık gibi olmasın fakat Türkiye’de herşeyin ne kadar yarım yamalak yapıldığını bir kez daha görmüş olduk. Bu manzara beş saat süren Hamburg-Düsseldorf arası yol yorgunluğunu unutturdu bize. Kısa bir soundcheck sonrasında işimiz bitmişti. Tipik bir Alman yemeği servis etti mekanın aşçısı, Zakk’ın arka bahçesindeki banklarda oturup keyifle yemeklerimizi yedik. Sonrasında otele gidip konser saatini bekledik. Düsseldorf, Hamburg’dan çok farklı, daha jilet bir yer. Hamburg’un kompozitliğinin aksine fazlasıyla düzenli.

dusseldorf-71

Şehrin donuk olmasına karşın Hamburg’un aksine Düsseldorf’da daha çoşkulu bir dinleyiciyle karşılaştık. Ya çoktandır Almanya’ya gelmemizi bekleyen bir dinleyici vardı ya da şehrin donukluğu insanları çoşkulu olmaya itiyordu. Burası bir sosyoloji sayfası değil o yüzden biz konsere geri dönelim. Uzun zamandır verdiğimiz en güzel konserlerden birini verdik Düsseldorf’da.

dsc_0120

Almanya’da bir çok yeni dost edindik. Almanya’nın farklı eyaletlerinden ve Hollanda, İsviçre ve Fransa gibi daha uzak ülkelerden konser için gelenlere ne kadar teşekkür etsek az. En kısa zamanda daha çok şehir ve ülkeyi kapsayan bir turne planlıyoruz, 2010′un son çeyreğinde görüşmek üzere.dsc_0123

Pazar günü bir miktar dinlence sonrası şehri gezdik, nehir kıyısı boyunca yürüdük, şehir merkezinde farklı Alman biralarını denedik. Düsseldorf’da garsondan weissbier istemenin kabalık olduğunu öğrendik, weissbier konusunda ısrarcı olan İlke ve Berke’ye (Özgümüş) garson “biz bu birayı kadınlar içsin diye bulunduruyoruz” dedi. Güldük, ne de olsa biz kadın erkek eşitliğine inanıyoruz.

dsc_0098

Pazartesi günü ise uçağımız Köln’den kalkacağı için sabah erkenden Köln’e doğru yola çıktık. Şehre onlarca km mesafeden görünen Köln Katedrali (dünyanın üçüncü büyük katedrali) tüm haşmetiyle bizi bekliyordu. Mum yakıp Türk rock müziğini sarmalayan arabeskleşme seferberliğinden kurtulmayı diledik hazır Katedrali bulmuşken. Bir sonraki durak Köln’deki müzik mağazalarıydı. Hem genel hem de Softcore için ihtiyacımız olan bazı ekipmanlara göz attık. Kimse yeni bir gitar ya da klavye daha almadı!

dsc_0134Öğleden sonra da Köln ve Almanya’dan ayrıldık. Uçak boyunca Softcore için konuştuk, provalar, sahne düzeni, ışıklar vesaire. Mayıs ayının ilk haftaları bizler için zorlu geçecek, yoğun bir prova süreci ve konserler, yeni ve farklı bir Redd deneyimi (şimdilik bir miktar gizli) uçak yolculuğunu kısaltan gündemlerimizdi. Konserlere gelen, bizleri Twitter ve benzeri mecralardan takip eden tüm dinleyicilerimize teşekkür ederiz. 8 Mayıs bizim için oldukça önemli, umarız bir çoğunuzu orada görebiliriz.

Hamburg İzlenimleri

Cumartesi, 24 Nisan 2010

Şu an Düsseldorf’a doğru yoldayız. Bildiğiniz gibi dün gece Hamburg’da Indra Club’da çaldık. 1960 yılında Beatles’in Hamburg günlerinden nasibini alan mekanın turistik ve ruhani bir önemi var. Duvarlarında George, John ve Paul’un mekanda çalarken fotoları mevcut.

img_1614

eve_10_q_004

Mekanı, Hamburg’u, insanlarını ve Beşiktaş seyircisini anımsatan St. Pauli taraftarlarını sevdik. Yediğimiz sosisleri ve weiss bier’ları da pas geçmeyelim. Hamburg ilginç bir yer, Türkiye’deki giderek artan mahalle baskısı ve muhafazakar kimliğin aksine kendi kendine biçimlenmiş kimsenin sınırlarını çizmek ya da kendine yontmak için kullanmadığı bir özgürlük anlayışı var burada.

fft5_mf95878

Gelelim konsere, Almanya’daki dinleyicilerimize biraz uzun bir set yaptık, bir kaç cover şarkısı ile birlikte epey sahnede kaldık. Gayet keyifliydi. Orada olan herkese teşekkür ederiz.

photo2

Burada edindiğimiz diğer bilgileri de gezelim görelim temalı paragrafın içine iliştirelim; Hamburg İkinci Dünya Savaşı’nda en çok bombalanan Alman şehirlerinden biri. Savaş sonrasında neredeyse yeniden inşa edilen şehirde Hitler’in meşhur betonarme sığınak kalesi var. Şu an gece kulübü olmuş fakat halen kaba, masif bir kütle olarak ayakta. Şehrin yabancı düşmanlığı açısından Almanya’nın en problemsiz yerlerinden biri olduğu söyleniyor. Hamburg’un bir diğer fenomeni de herkesin bildiği üzere Fatih Akın. Doğma büyüme Hamburgluymuş. Çaldığımız yerin yakınında ise Amsterdam’daki Redlight Disctrict tarzı, camekanların içinde müşteri bekleyen fahişelerin bulunduğu bir sokak mevcut.

photo4

Düsseldorf’a girmek üzereyiz, Hamburg’dan çok farklı olduğu üzerine bir dizi geyik dönüyor araçta. Berke (Hatipoğlu) daha önce bir kez kaç Düsseldorf’a gelmiş, beğenmiş. Bakalım bizler de beğenecek miyiz. Genel olarak “ne medeni bir memleket” geyiğine giren olmadı aramızda –su götürmez, burası fazlasıyla medeni- fakat herkes belirli bir süre Türkiye’den, giderek kutuplaşan ve anlamsızlaşan gündeminden uzak kalmanın iyi geldiği kanaatinde. Ne göze sokulan ahmak pop figürleri, ne de magazin kirliliği yakınımızda. Bir süre bütün bu olup bitenlerden uzak kalmak genel olarak bize iyi geliyor, özellikle de Babylon konseri provaları öncesinde.

Yarın boş günümüz bazıları Amsterdam bazıları da Köln’e gitmek istiyor. Köln’ün yakın olması gerçeğinden yola çıkarak Amsterdamcıların Kölncülere katılacağı söylenebilir. Bizi tek düşündüren günlerden Pazar olması, acaba her yer kapı duvar mı olur? Bir bilene sormak lazım. Şimdilik bu kadar, Yarın Düsseldorf konseri, şehri ve Redd’in buradaki izlenimlerini sizlerle paylaşmaya devam edeceğiz, herkese iyi haftasonları dileriz.

Engin Yörükoğlu

Cuma, 23 Nisan 2010

engin-dede

Türkiye’nin en efsane müzisyenlerinden Engin Yörükoğlu’nu, Engin ağabeyimizi kaybettiğimizi öğrendik az önce. Ailesine, Moğollara ve dinleyicilerine baş sağlığı dileriz.

Moğollar bizim için Türkiye’nin rock müzik solumasını sağlamış en önemli gruptur. Farklı çizgisi, düşünsel ve politik kimliği fazlasıyla özendiğimiz grubun bu çizgisindeki en önemli pay sahiplerinden biridir Engin Yörükoğlu. 1990′ların ortalarında Jazz Stop vaktiyle Mojo’nun bulunduğu yerdeydi. Engin ağabey Fransa’dan dönmüş, Moğollar bir kampanya sonunda yeniden müzik yapmaya başlamıştı. Rock müzik çalacak öylesine az mekan vardı ki, Jazz Stop sahnesi Hayal Kahvesi ile birlikte bir çok müzisyene ev sahipliği yaptı, çalan, dinleyen ve bu müziği anlayan insanların sayısı hızla arttı. Engin Yörükoğlu bu nedenle oldukça önemli bir figürdür. O yıllarda Engin ağabeyi tanımış, birlikte çok kereler müzik yapmış, onu daha yakından tanıma fırsatı bulmuştuk. Sadece bizim değil bir çok grubun Engin ağabeyiydi o. Birlikte Beatles çalmaktan keyif alırdık, bir kaç kez sadece Beatles çaldığımız geceler oldu. Bu gece onun için birkaç Beatles şarkısı çalacağız, hem de Beatles’in bir zamanlar çaldığı mekanda.

Moğolların içine işleyen, Torosların sırtlarında, yörüklerde gezinen tınılar ve renkleri gittiğin yere de götür Engin ağabey, oralar da şenlensin, huzur içinde yat! Hayat böyle bir şey, zaman uçup gidiyor. Önemli olan geride bıraktıklarımız…

Hamburg, Steindamm

Hallo Deutschland!

Perşembe, 22 Nisan 2010

15Bugün yolculuğumuz Almanya’ya… Akşam saatlerinde Hamburg’ta olacağız. Tabii eğer yolumuza volkan külü gibi engeller çıkmazsa. 23 Nisan akşamı Hamburg’da çaldığımız mekan Indra Musikclub. Bu mekanın ilginç bir hikayesi var. Beatles’ın ilk sahne aldığı yer. Yukarıdaki fotoğraf Indra’da çekilmiş. Hikayesi de şöyle:

Yaklaşık 50 yıl önce  Bruno isimli bir Alman, Hamburg’ta rock grubu bulmak zor olduğu için arada Londra’ya giderek bazı İngiliz gruplarını Almanya’ya getiriyor. Bu seyahatlerinden birinde Liverpool’lu bir menajerle tanışıp kendisine birkaç grup yollamasını istiyor. Beatles ise henüz son kadrosunu tamamlamamış o zamanlar; Lennon, McCartney ve Harrison var. Stuart Sutcliffe isimli basçı ve Pete Best adlı davulcuyla grup ilk halini alıyor.  Beatles 1960′ın Ağustos ayında ilk kez  Hamburg’da Indra’da çalmaya başlıyor.  George Harrison 17 yaşında olduğu için Alman yetkililerine yaşı hakkında yalan söyleyerek ülkeye giriş yapıyor. Bir süre sonra Indra gürültüden dolayı şikayetler aldığı için kapatılıyor. Beatles başka bir mekanla anlaşıyor fakat çok geçmeden sözleşmelerine uymayarak farklı bir yerde daha  sahne alınca önce 17 yaşındaki George polise ihbar edilerek sınır dışı ediliyor ardından da otelin odasında bir prezervatifi çiviyle duvara çakıp yakan Paul McCartney ve Pete Best beraber tutuklanarak İngiltere’ye geri postalanıyorlar.

Beatles’ı çok sevdiğimiz için bu konserin bizim için de ayrı bir anlamı olacak.  Bu Redd’in Almanya’daki ilk konseri.  Herkesi bekliyoruz…