Şubat 2010 için Arşiv

Tekel ve direniş üzerine

Çarşamba, 24 Şubat 2010

Ankara konserini iple çekiyorduk, geldiğimizde Tekel direnişçilerinin yanında olmak neredeyse konserden bile önemliydi bu defalık. Direniş çadırlarının bir çoğunu ziyaret ettik, Tekel işçileri ile sohbet ettik. Bir çoğu bizi tanımıyordu, önemi yoktu. Amacımız ne onlara tanınmak ne de bu ziyaretten medyatik bir çıkar sağlamaktı, amacımız oradaki direnişi ulaşabildiğimiz kadar çok insanla paylaşmak, sizi burada olan direnişe desteğe çağırmaktı.

Orada gördüklerimizden içimiz burkulsa da, haklı direnişin heyecanının hiç sönmediğini gördük girdiğimiz her çadırda. Farklı şehirler, farklı etnik kökenlere karşın ortak bir direniş dili vardı Sakarya caddesinde. Tekel direnişi belirgin bir bilgi ve ideloji üretimi ve paylaşımını da beraberinde getirmiş. Şiirler yazılmış, resimler yapılmış. Üniversite öğrencileri, emekli, memur her kesim ve yaştan insan tekel çadırlarında günlerdir süren direnişi görmeye ve destek vermeye gelmişler. Bu nedenle tüm ziyaretçiler Tekel işçileri için çok değerli.

Umarız hükümet bu sert söylemini bir kenara bırakır, başbakanın diline doladığı “uzlaşma” söyleminden bir kez olsun işçi sınıfı da faydalanmış olur. Her gün başka bir gündeme kurban edilen Tekel direnişi, iktidarın ekonomik, insani hak ve özgürlüklere olan duyarlılığının test edildiği bir çadır köye dönüşmüş. Bizce açılım o çadırların içinde başlar, eğer ortada sahici bir niyet varsa.

img_1515

Düşünmek, yazmak, çizmek ve üretmek politik bir söylemdir. Bir rock grubunun kurulma amacı elbette siyaset yapmak değildir, ancak bu duyarlı olmayacağı, yeri geldiğinde taraf olmayacağı anlamına gelmez. Günümüz Türkiye’sinde olup bitenlerin oluşturduğu büyük resim bizce hiç de parlak bir portre sunmuyor. Bu durum bizi rahatsız ediyorsa eğer -mış gibicilik oynamanın, bugün Tekel’de yaşanılan hak ve özgürlük mağduriyetlerinde sıranın bize gelmesini beklemenin de bir faydası yok.

Akşam Dib Sahne’de görüşmek üzere…

Yola çıkmadan…

Salı, 23 Şubat 2010

Provalar, toplantılar derken hazırlıklarımızı büyük ölçüde tamamladık. Keyifli Bir Gün sanki yeni albümün bir parçasıymış gibi oldu, uzun süredir repertuvarımızda ihmal etmiştik artık  konserlerde dinlemeniz mümkün olacak. Çarşamba sabahı Ankara’ya doğru yola çıkıyoruz. 4 konserlik küçük bir marathona Dib Sahne‘de vereceğimiz konserle başlayacağız.  İzmit ve Adapazarı‘da vereceğimiz konserler ise hem buralardaki dinleyicilerimiz hem de bizim için  ilk olacak. Küçük konser turumuz Cumartesi gecesi Bursa‘da son bulacak. Konser önceleri soundcheck esnasında, otel odalarında, yolda, bloga ve Twitter a birşeyler eklemeyi adet edindik, bu sefer de  ihmal etmemek niyetindeyiz.  Konserlerde görüşmek üzere..

Bu arada 30 Ocak’ta Bronx’ta verdiğimiz konserin fotoğraflarını çeken Pelin Ulca’ya teşekkür ediyoruz. Çok güzel fotoğraflar çekmiş, web sayfamızın “fotoğraflar” bölümünden ve Facebook sayfamızdan ulaşabilirsiniz.

Syantek’in Dönüşü…

Perşembe, 18 Şubat 2010

Berke (Özgümüş) 17 Ocak’ta askerliğini bitirdi ve resmen Redd’in 5. elemanı olarak  aramıza katıldı. Zaten uzun süredir sahne ve albüm çalışmalarını  birlikte yürüttüğümüz, çoktan grubun bir parçası olan Syantek’e  formalite icabı tekrar hoşgeldin diyoruz.

Dönüşünü ve gruba katılışını kutlarken, konserlerde koca davulunun arkasından görebildiğiniz kadar tanıdığınız Syantek’i daha iyi tanıyabilmeniz için kendisine birkaç soru sorduk. Bizle nasıl tanıştığını, hakkımızda düşündüklerini, askerlik sürecinin nasıl geçtiğini anlattı. “Syantek” lakabının nerden geldiğine gelince, bu sanıyoruz başka bir videonun konusu olacak. İzleyin..

Tekel’de 63. gün

Pazartesi, 15 Şubat 2010

img_1210-copy1

Tekel işçileri iki aydan uzun bir süredir haklarını almak için direniyorlar. İşitmedikleri hakaret, duymadıkları sıfat ve yakıştırma kalmadı. Bir çoğu iktidarın baskıcı tutumuna yenik düştü, uzlaşma yolunu seçti.

Son yedi yıl içinde yapılan özelleştirmelerle binlerce işçi özlük haklarından mahrum bırakılarak ya başka şehirlerde ya da başka kurumlarda daha düşük ücretlerle çalışmaya ve yahut emekli olmaya zorlandılar. Özelleştirmeye karşı değiliz ancak ideoloji ve yandaşlık ekseninden yürütülen, çalışanların hak ve hukuklarının gözetilmediği durumlar sessiz kalınacak cinsten değil.

img_1264-copy1

Tekel işçileri, önceki özelleştirme mağdurlarına nazaran daha çetin çıktılar. İşlevini layıkıyla yapamayan siyasi muhalefete inat, siyasi iktidara direnerek, örnek bir karşı hareket başlattılar, şimdilerde kimsenin yapamadığı türden. En çok da bu nedenle takipçisi oldukları hakları kadar oluşturdukları anlam da önemli. İktidar tekel direnişinin sembol bir harekete dönüşmüş olmasından rahatsız. Umarız bu sorun en kısa sürede hak edildiği biçimiyle çözülür (fotoğraflar ” http://tekeldirenisi.blogspot.com/ ” sayfasından alınmıştır).