21@Diyarbakır-2

Dün gece Diyarbakır Roll’da çok güzel bir konser verdik. İtiraf etmeliyiz ki konser mekanı konsepti ve işletme anlayışıyla bizi fazlasıyla şaşırttı. Rock dinleyicisinin yoğun olduğu bir çok büyük şehirde böylesine iyi bir mekan ne yazık ki yok. Mekan rock ‘n roll’un tüm öğeleri ile bezenmiş. Girişteki Gibson gitar, büyük ahşap kapıya oyulmuş Division Bell albüm kapağı ve duvarların içinden fırlayan gitarlarla sahici bir emeğin ürünü. Birileri rock cafe açmak istiyorsa mutlaka Roll’u görmeli.  Mekanın bir diğer amacı barış sürecinde Türkçe ve Kürtçe rock müziğin kaynaşacağı bir ortam yaratmak.

roll-gitar

Dün Diyarbakır’a geldiğimizde gökyüzü kurşun gibiydi, hava erkenden karardı. Yaşamak için zor bir şehir olduğu ön yargısına kapıldık. Kaldığımız otelden çıkıp merkeze yönelince bir pazaryeri kıyısına kurulmuş dev bir alış-veriş merkezi şehrin bir tür değişim içinde olduğunu gösteriyordu. Pazaryeri mi yoksa alış-veriş merkezi mi yanlış yerdeydi bilemeyiz, Diyarbakır’ı o kadar bilmiyoruz ama birinden biri yanlış yerdeydi. Kısa sayılabilecek (bizim sound check’ler uzun sürer) bir soundcheck sonunda malum gittiğimiz yerlerin yemeklerini yiyelim, tanıyalım bölümü başladı. “Ondan da getir, bundan da getir” şeklinde bir yemek sonrasında konser saatini bekledik “O son tavayı yemeyecektik”.

Konser başladığında kalabalık bir dinleyici kitlesi vardı karşımızda, ilgili, bir kısmı müzisyen,  sıcak insanlarla doluydu mekan. Konser sonunda da sohbet ettiğimiz arkadaşların tamamı Diyarbakır’ın kurşun gibi gökyüzünün inadına heyecanlı, mutlu ve umutluydular. Yeni dostlar edindik, çok güzel ağırlandık, şehri gezemedik fakat gelecek sefere…

Az sonra mümkün olursa eğer (İstanbul’daki yoğun kar yağışı), Diyabakır’dan ayrılıyoruz. Konsere gelen herkese bir kez daha teşekkür ederiz.