Ocak 2010 için Arşiv

Sonra da dansedelim…

Çarşamba, 27 Ocak 2010

 

Ghetto’da gerçekleştirdiğimiz “21/21 Hikayenin Tamamı” konseri için yaptığımız video çalışmalarından biri. Aslı Kaynak ve Gözde Kalfa koreografiyi yaptılar ve dansettiler. Konseri kaçıranlar ve tekrar izlemek isteyenler için paylaşıyoruz…

Tekel eylemi 42.gününde

Pazartesi, 25 Ocak 2010

fft17_mf459976

Tekel eyleminin 21. gününde tepkimizi buradan belirtmiştik. Amacımız siyasi bir yana bükülmek değil, aksine tamamen insani. Tekel işçileri sadece Türkiye değil tüm Avrupa’ya örnek bir eylemi sürdürüyorlar 42 gündür. Türkiye ise bilgi kirliliği dolu bir gündeme uyanıyor her sabah. İşçilerin kara kışa direnen haklı eylemleri kimin umurunda. 42. günde değişen bir şey yok, umarız 21 gün sonra bu konuyu yeniden gündeme getirmemize gerek kalmaz.

fileashx

21@Diyarbakır-2

Pazar, 24 Ocak 2010

Dün gece Diyarbakır Roll’da çok güzel bir konser verdik. İtiraf etmeliyiz ki konser mekanı konsepti ve işletme anlayışıyla bizi fazlasıyla şaşırttı. Rock dinleyicisinin yoğun olduğu bir çok büyük şehirde böylesine iyi bir mekan ne yazık ki yok. Mekan rock ‘n roll’un tüm öğeleri ile bezenmiş. Girişteki Gibson gitar, büyük ahşap kapıya oyulmuş Division Bell albüm kapağı ve duvarların içinden fırlayan gitarlarla sahici bir emeğin ürünü. Birileri rock cafe açmak istiyorsa mutlaka Roll’u görmeli.  Mekanın bir diğer amacı barış sürecinde Türkçe ve Kürtçe rock müziğin kaynaşacağı bir ortam yaratmak.

roll-gitar

Dün Diyarbakır’a geldiğimizde gökyüzü kurşun gibiydi, hava erkenden karardı. Yaşamak için zor bir şehir olduğu ön yargısına kapıldık. Kaldığımız otelden çıkıp merkeze yönelince bir pazaryeri kıyısına kurulmuş dev bir alış-veriş merkezi şehrin bir tür değişim içinde olduğunu gösteriyordu. Pazaryeri mi yoksa alış-veriş merkezi mi yanlış yerdeydi bilemeyiz, Diyarbakır’ı o kadar bilmiyoruz ama birinden biri yanlış yerdeydi. Kısa sayılabilecek (bizim sound check’ler uzun sürer) bir soundcheck sonunda malum gittiğimiz yerlerin yemeklerini yiyelim, tanıyalım bölümü başladı. “Ondan da getir, bundan da getir” şeklinde bir yemek sonrasında konser saatini bekledik “O son tavayı yemeyecektik”.

Konser başladığında kalabalık bir dinleyici kitlesi vardı karşımızda, ilgili, bir kısmı müzisyen,  sıcak insanlarla doluydu mekan. Konser sonunda da sohbet ettiğimiz arkadaşların tamamı Diyarbakır’ın kurşun gibi gökyüzünün inadına heyecanlı, mutlu ve umutluydular. Yeni dostlar edindik, çok güzel ağırlandık, şehri gezemedik fakat gelecek sefere…

Az sonra mümkün olursa eğer (İstanbul’daki yoğun kar yağışı), Diyabakır’dan ayrılıyoruz. Konsere gelen herkese bir kez daha teşekkür ederiz.

21@Diyarbakır

Cumartesi, 23 Ocak 2010

Sabah yola çıkarken uçağın kalkacağına dair şüphelerimiz vardı. Sabiha Gökçen’e ulaştığımızda yarı yıl tatili kalabalığı ile karşılaştık. Ankara, Samsun, Van, Elazığ seferleri daha güvenlik kontrolü sırasındayken iptal edildi. Diyarbakır için üç saat gecikme anonsu duyuldu az sonra. Ses teknisyenimiz bir başka şehirden geldiği için uçağı İstanbul’daki olumsuz hava koşulları yüzünden bir başka alana inmişti bu nedenle bizimle Diyarbakır’a gelemedi. Neyseki uçak bir saat gecikme ile kalktı. Aşağıdaki kapalı havaya karşın bulutların üzerinde herşey yolundaydı. Diyarbakır’a indiğimizde karanlık bir şehir karşıladı bizi. Kışın da etkisiyle Diyarbakır kasvetli bir havaya bürünmüştü. Redd otelin yolunu, ekip de çalacağımız mekanın yolunu tuttu. Henüz Diyarbakır’a dair bir fikrimiz yok, ilk intibamız kışın burada umutsuz bir gökyüzü olduğu…