Eskişehir (29 Mayıs 09)

Yolculuk

Haftabaşı Eskişehir’e trenle gitmek konusunda hem fikir olduk.  Ekibin geri kalanı ise ekipmanlarla birlikte araçla yolculuk edeceklerdi. Başkent expresi için Bostancı garında beklerken fotoğraf çekmeye başladık. Az sonra güvenlik gelip fotoğraf çekmenin yasak olduğu konusunda bizi uyardı. Güneş, güvenlik görevlisinin omuzuna elini koyarak “diyelim ki seninle hatıra fotoğrafı çektirmek istiyoruz, yasak mı?” dedi. trenfoto1

Güvenlik hatıra fotoğrafına izin olduğunu, ancak özellikle gar binasının fotoğrafını çekmememiz konusunda bizleri uyardı. Biz çoktan bir kaç kare çekmiştik, neden ve hangi akla hizmet canı isteyen kamerasını istediği yöne çevirip, üstelik devletine ait bir binanın resmini çekemiyordu?   trenfoto21

Yasakların ve şüpheciliğin çoğalmaya başladığı bir dönem yaşıyorduk. Belki daha önce de böyle bir düzenleme vardı. Fakat biz  yine de bugünün Türkiye’sine ve iktidarına dair atıftlarda  bulunduk kendi aramızda. Ve elbet de Fotoğraf çekmeye de devam ettik.

trenfoto4

Neyse ki tren gelmişti. Biletler dört numaralı vagondandı ancak doğrudan yemekli vagona yöneldik. Erim’i (Arkman) de yanımıza çağırdık ve keyifli bir tren yolculuğu geçirdik.

trenfoto3

Eskişehir (Çiğ Börek denmez, Çibörek denir!)

Trenden iner inmez yanımıza “21″ i imzalatmak isteyen Onur’la tanıştık. Kısa süre içinde konser için İstanbul’dan Eskişehir’e gelen İTÜ’lü, Uzay Müh. öğrencisi olduğunu öğrendik. Astronomi üzerinden bir miktar geyik döndü elbet de. Onur’u da yanımıza kattık ve istasyondan şehir merkezine doğru yola çıktık. Karnımız acıkmıştı ve bir arkadaşı Berke’ye Eskişehir’in en iyi çiğbörekçisinin Kırımlı olduğunu söylemişti. Cumhuriyet caddesini aramaya başladık ve tabi Kırımlıyı da. Tuhafı kimse Kırımlıyı bilmiyordu. Sonunda merkezden oldukça uzak bir sokakta aradığımız çiğbörek efsanesini bulduk. Masaya oturduğumuzda Çiğbörek denmez, çibörek denir!” yazıyordu. Bazlarımız peynirli çibörek yemek istedi fakat hemen cevabımız aldık, “peynirli çibörek olmaz”. Doğan “peki vejeteryanlar ne yapacak dedi?” Garson kız, “ben vejeteryanım 10 tane kıymalı yiyiyorum” dedi. O dakikadan itibaren mekanın neden efsane olduğunu anladık.

Eskişehir her geldiğimizde daha güzel görünüyor. Farklı bir şehir. Kırım’dan göçen Tatarların şehri olarak bilinen Eskişehir’in en büyük potansiyeli genç nüfusu; üniversite öğrencileri. İki ayrı üniversite ve 50.000′e yakın öğrencisi ile Eskişehir’de çoktan bölgenin kültür ve sanat merkezlerinden biri olmuş bile. Keşke daha çok vakit geçirecek zamanımız olsaydı.

222 Park ve Konser

Bugüne kadar Eskişehir’de iki konser yapmıştık. Ancak 222′ye daha önce gelmemiştik. Yemek sonrası araç ve ekip de Eskişehir’e ulaşmıştı. Sahnenin hazırlanması ve uzun süren soundcheck sonrasında saat 21.00 olmuştu bile. Bir süre dinlendikten sonra saat 24.00′gibi sahneye çıktık. 21 ağırlıklı bir playlist yapmış olmamıza karşın önceki albümlerden de Mutlu Olmak İçin, Öperler, Nefes Bile Almadan, Boşver, Hala Aşk Var mı, Dünya, Artık Melek Değilim ve Sen Kendinde ol Yeter’i çaldık. Bizce keyifli bir konserdi. Özgür’e ve tüm 222 park ekibine disiplinleri ve misafirperverlikleri için bir kez de buradan teşekkür edelim.

30 Mayıs 09  sabah…

Sabah 09.30 gibi prodüksyon ekibimiz dışında herkes kahvaltıdaydı. Biz konser sonrasında vakitlice otele dönüp uyuduk. Ancak ekibin, hacim olarak büyük ve 600 kg’a yakın ekipmanları toplaması ve araca yüklemesi sabahı bulmuştu. Nitekim çocuklar halen uyuyorlar. Onlar uyanır uyanmaz Bursa için yola çıkacağız. Şu an Bağdat caddesinde neden sulu yemek ve esnaf lokantası olmadığı üzerine bitmek bilmeyen bir tartışma yürütülüyor. Şimdiyse siyasete dönen bir tartışma var masada. Konu malum, sınırlardaki mayınların temizlenmesi üzerine.

Bursa’da görüşmek üzere…