Sizlerden Gelenler

Açıldığı günden bu yana sadece Türkiye’den değil dünyanın dört bir yanından bizi takip ederek albümün üretim sürecinin bir parçası olmanız bizi fazlasıyla memnun ediyor. Hergün onlarca mail alıyoruz, burada bunlardan bir kaçına yer vermeyi uygun bulduk. Olumlu ya da olumsuz, subjektif ya da objektif tüm düşüncelerinize yer vermeye devam edeceğiz. Lütfen yazmaktan geri kalmayın bu blog bu yüzden var…

————————————————————————————————-

Başta çocuktuk… Çocuk aklımızla dünyayı, insanları, aşkı anlamaya uğraştık. Aşık olduk, ihanetler yaşadık. Yılmadık, yine yeni şanslar verdik melek güzellere. Ama sonuç yine aynıydı. Hayat zordu, çok düşünmek mutlu olmaya yetmiyordu. Dünya yalancıydı, ötesi de yoktu. Sonra büyümeye başladık. Büyüdükçe aklımız daha da karıştı. Aşık olmak ile insan olabilmek arasında kaldık; ikisini birden olabileceğimizi hesaba katmadan… Büyümeye devam ettik, başka aşklar başka acılar yaşadık. Kendimize döndük, kirli suyumuzla yüzleştik, yüzleştirdik, yüzleştirdiğimizi sandık. Gençlikten yetişkinliğe geçer gibiydik, geçmiş ihanetlerin acısı azalır gibi oluyordu, zira artık dünya yeniden dönüyordu. Elimizden geleni yaptık, sözün bittiği yerde “benden bu kadar, gerisi falan filan” dedik. Biraz daha zaman geçti. Plastik çiçeklerin arasında bir böcek olduğumuzu fark ettiğimizde artık epey büyümüştük ve yetişkin sorumluluklarını göstermemiz bekleniyordu bizden… Gerekeni yaptık, eski hikayeleri tekrar gözden geçirdik ve yeniden yorumladık. Artık eski acılarımızın bile akustik bir tadı vardı. Zorunlu görevler için rutine ara vermeden önce, aşka da hakkını teslim ettik; o gittikten sonra geriye hayat diye birşey kalmıyordu. Bu yüzden ısrarla ama giderek daha naif biçimde sormaya devam ettik; hala aşk var mıydı? Zaman geçti, büyüdük, olgunlaştık. Acılar yaşadık, dersler aldık, alamadık ama sonunda, başladığımız noktadan epey uzakta bir yerlere ulaştık. Artık bize yeni sözler, yeni sesler gerek; yeniden hayal kurabilmek için, oyuna devam edebilmek için. Belki dünya hala paslı, düzgün dönmüyor, ama hiç olmazsa yalnız değiliz artık, şeytanlar kadar melekleri de tanıdık… ve belki birazcık daha deniz gerek, daha özgür olabilmek için. Umudu kaybetmemek gerek, 21 gramın hakkını vererek yaşayabilmek için. Bundan sonrası da güzel olacak, inanmak gerek:)

Kolay gelsin, çok bekletmeyin bizi:))

Meltem Dursun

————————————————————————————————-

2005 yılında 50/50 ile başlayan yolda, şu an itibariyle bu kadar kısa sürede sahip olduğunuz diskografi, kayıtlarına başladığınız yeni albümün teminatı niteliğinde hiç şüphesiz. Ama fikirlerinizden edindiğim izlenim müzikal anlamda hedeflerinizin her zaman daha ilerisini ve daha iyisini elde etmek yönünde olduğu için yeni albümün Redd’in en iyi albümü olacağını tahmin edebiliyorum. “Kalitesiz işleri albümlerimize koymamak gibi bir derdimiz var.” söylemine sahip olmakla birlikte, sürekli daha kaliteli işleri aramanız ve yaratmanız sadece yeni albüm için değil genel anlamda müziğe olan yaklaşımınız açısından dikkat çekilmesi gereken bir konu.

Albüm hakkında müzikal anlamda -her ne kadar bu konuda bir yetim olmasada- birşeyler söyleyecek olursam; beklentim Redd’in sound olarak farklı birşeyler ortaya koyması. Blog’da yeni albüme ait bir şarkıya ait olduğunu düşündüğüm bir demo dinleme fırsatım olmuştu. Bu demoda klavyeden bazı senfonik öğeler kulağa çarpıyordu. Bu beni fazlasıyla heyecanlandırdı açıkçası. Kayıt sürecinde aynı şekilde klavyeden mi yoksa yaylılarla mı bu tür bir birleşim olacak bunu merak etmekteyim. Albümün canlı kaydedileceğini düşünürsek sanırım aynı şekilde klavye bu senfonik öğeleri yaratmada kullanılacak. Açıkçası bu noktada kullanılacak klavyenin marka ve modeli ön plana çıkıyor. İlke Hatipoğlu’nunda bu alanda en iyi klavyeleri üreten Kurzweil ürünlerini kullanıyor olması kullanılacak seslerin orjinale yakın olması açısından albüme çok güçlü olarak yansıyacaktır.

Değinmek istediğim diğer bir konu; günümüzde artık müzik piyasasının bir endüstri olduğunu düşünecek olursak; müzikal anlamda doğru yapılan işler, doğru algı yönetimi, doğru reklam ve tanıtım kanallarıyla tanıtılması çok büyük önem taşıyor. Bu da işin müzikal tarafının yanında çok daha farklı alanlarda profesyonel olmayı gerektiriyor. Redd’in önceki deneyimlerinin izinde bu konu üzerinde de aynı albüm kayıt sürecinde olduğu gibi titizlikle çalışacağına inanıyorum.

Ve albümü sabırsızlıkla beklediğimi bilgilerinize arz ediyorum.

Sevgiler

Ali GÖK