Redd’le çalışmaya başlamadan önce de redd dinler miydin? Grubun tavrını ve müziğini beğeniyor musun? Dürüst olabilirsin…
Evet dinlerdim, severdim. Hatta yakından takip ederdim bile diyebilirim. İlk albüm öncesi demolarınızı dinlerdim. Grubun %50 siyle tanışıklığımız vardı çünkü (gülüyor). Ama gene de 50-50’ye göre Kirli Suyunda Parıltıların yeri benim için ayrıdır. 2.ci albümün soundunu ve kalitesini daha çok beğenirim. Grubun genel tavrı da her ne kadar hoşuma gitse ve bana yakın olsa da ülke standartlarının üzerinde sanıyorum, bu durum da bize zaman zaman sorunlar yaratıyor.
Bildiğimiz kadarıyla şu an Redd dışında bir grupla çalışmıyorsun (mümkün değil zaten, izin vermeyiz..)..Başka bir grupla daha çalışmayı düşünsen bu nasıl bir grup olur? Senin seçiminizi etkileyen en önemli kriterlerin neler olurdu?
Öncelikle inandığım, güvendiğim ve severek dinleyebileceğim bir grupla çalışırım. Redd’ de bu üç özellik de mevcut. Sonuçta geriye dönüp baktığımda geçtiğimiz 2 sene içerisinde Redd ile birlikte kaç konser yaptığımı hatırlayamıyorum. Böyle yoğun bir tempo içerisinde sevmediğiniz tarzda müzik yapan bir grupla çalışmak işkence halini alabilir. Oysa ben yoğun bir turnenin dönüşünde bile sıkılmadan kulaklığımı takıp Redd dinlerim.
Şu aralar stüdyodayız. Stüdyoda bir gün nasıl geçer? Neler yaparız stüdyoya girmeden? Çıktığımızda neler yapılır? Sıkıcı bir süreç mi? Anlatsana senin gözünden..
Evet şu an yoğun bir şekilde stüdyoda çalışıyorsunuz, zor zanaat. Aslında sıkıcı bir süreç değil ama rutinleşen şeyler insanı bir süre sonra sıkabilir tabi. Ben kısaca anlatıyım öyleyse Redd’i…
Redd, genellikle öğlen saatlerinde stüdyoda toplanır. Kahvaltısını etmeyenler bir şeyler atıştırır, ayılmak için birer çay, kahve yudumlanır, stüdyoya girilir. Birkaç saatlik çalışmanın ardından kafa dağıtmak için mola verilir. Kimi günler birer el playstation çevrilir. Şarkılar üzerine konuşulur. Öğlen yemeği yenilir tekrar çalışmaya başlanır. Akşama doğru birkaç saatlik çalışmanın ardından hep beraber dışarı çıkılır, yoğun günün verdiği yorgunlukla bir yerlerde bira yudumlanır bir şeyler atıştırılır.
“Obez yaptın bizi, sürekli yemek ve içmekten söz ettin ama..Daha sen son günleri görmedin, akşam değil sabaha karşı çıkılır…“
Konserlerde başına/mıza gelen ilginç bir olay var mı?
Aslında var. Hem ilginç hem de tedirgin edici bir olay. Siz biliyorsunuz da, burada paylaşalım yeridir..
Hürriyet’in Özgürlük Treni konseri için redd Konya ilini seçmişti, çünkü daha önce gittiği şehirlerden birinde vermek istememişti konseri. Daha önce dinleme şansına sahip olamamış dinleyicileriyle buluşabilmek için. Ancak konser için Konya’ya gittiğimizde o akşamın kandil akşamı olduğunu öğrendik. Bu durum İstanbul’da herhangi bir mekanda yaptığınız konserde pek önem teşkil etmezken Konya’da yapılan bir Açıkhava konserinde problem olabiliyor (özellikle de konser alanı Konya’nın en büyük camisinin yanındaysa). Sonuç olarak konsere korka korka çıktık etraftaki insanların tepkilerinin ne olacağını bilemediğimiz için ve tabii ki erken bitirmek durumunda kaldık. Mevlana’nın kulakları çınlamıştır.. pek “ne olursan ol gel”lik bir misafirperverlik göremedik çünkü…
Yeni albüm bir konsept üzerine kurulu ne düşünüyorsun? Duvarda yazılanlar,
duydukların?
Redd gene Türkiye’de daha önce yapılmamış bir çalışmaya imza atıyor. Sonuçta albümün bütünü tek bir parça olarak düşünülebilir. Şarkılar bu bütünü tamamlıyor. Albümün oluşumu şarkıların gelişimini görselleştirmek için de stüdyonun büyük bir duvarı kullanılıyor. İlk bakışta kafa karıştırıcı ama sonuçta ortaya güzel bir çalışma çıkacağına inanıyorum.
Grup üyelerinin her birinin bilinmeyen ya da senin keşfettiğin özellikleri nelerdir?
İlke gecenin bir yarısı bile kalkıp evde spor yapar. Bir de msnde sürekli onlinedır (evde olmasa bile).
Doğan kadar içip sarhoş olmayan başka kimseyi tanımıyorum herhalde en sevdiği içki negronidir.
Berke modellerle oynamayı sever. Bir kez uğradığımda evde model bir helikopterle oynuyordu ama tabi tavanı olan bir yerde pek mantıklı değil bu
Güneş ise çok zor beğenen bir insan, ona bir şeyi beğendirmek deveye hendek atlatmaya benzer. Genelde de olaylara ilk başta olumsuz bir şekilde yaklaşır.

