Ankara’dan başladığımız İzmit, Sakarya ve Bursa konserleriyle tamamladığımız küçük turumuz sona erdi. Ankara konseri sırasında ziyaret ettiğimiz Tekel işçilerinin sıcak sohbetleri, Sakarya ve İzmit’te ilk kez çalıyor olmak bu küçük turun en anlamlı kazanımları. En yakın konserimiz Cumartesi gerçekleşecek Bronx Pi konseri ve her zamanki gibi sahneyi farklı kılmak için yoğun olarak çalışmaya başladık bile.
İstanbul-Ankara-Kocaeli-Sakarya-Bursa-İstanbul
01 Mart 2010Tekel ve direniş üzerine
24 Şubat 2010Ankara konserini iple çekiyorduk, geldiğimizde Tekel direnişçilerinin yanında olmak neredeyse konserden bile önemliydi bu defalık. Direniş çadırlarının bir çoğunu ziyaret ettik, Tekel işçileri ile sohbet ettik. Bir çoğu bizi tanımıyordu, önemi yoktu. Amacımız ne onlara tanınmak ne de bu ziyaretten medyatik bir çıkar sağlamaktı, amacımız oradaki direnişi ulaşabildiğimiz kadar çok insanla paylaşmak, sizi burada olan direnişe desteğe çağırmaktı.
Orada gördüklerimizden içimiz burkulsa da, haklı direnişin heyecanının hiç sönmediğini gördük girdiğimiz her çadırda. Farklı şehirler, farklı etnik kökenlere karşın ortak bir direniş dili vardı Sakarya caddesinde. Tekel direnişi belirgin bir bilgi ve ideloji üretimi ve paylaşımını da beraberinde getirmiş. Şiirler yazılmış, resimler yapılmış. Üniversite öğrencileri, emekli, memur her kesim ve yaştan insan tekel çadırlarında günlerdir süren direnişi görmeye ve destek vermeye gelmişler. Bu nedenle tüm ziyaretçiler Tekel işçileri için çok değerli.
Umarız hükümet bu sert söylemini bir kenara bırakır, başbakanın diline doladığı “uzlaşma” söyleminden bir kez olsun işçi sınıfı da faydalanmış olur. Her gün başka bir gündeme kurban edilen Tekel direnişi, iktidarın ekonomik, insani hak ve özgürlüklere olan duyarlılığının test edildiği bir çadır köye dönüşmüş. Bizce açılım o çadırların içinde başlar, eğer ortada sahici bir niyet varsa.

Düşünmek, yazmak, çizmek ve üretmek politik bir söylemdir. Bir rock grubunun kurulma amacı elbette siyaset yapmak değildir, ancak bu duyarlı olmayacağı, yeri geldiğinde taraf olmayacağı anlamına gelmez. Günümüz Türkiye’sinde olup bitenlerin oluşturduğu büyük resim bizce hiç de parlak bir portre sunmuyor. Bu durum bizi rahatsız ediyorsa eğer -mış gibicilik oynamanın, bugün Tekel’de yaşanılan hak ve özgürlük mağduriyetlerinde sıranın bize gelmesini beklemenin de bir faydası yok.
Akşam Dib Sahne’de görüşmek üzere…
Yola çıkmadan…
23 Şubat 2010Provalar, toplantılar derken hazırlıklarımızı büyük ölçüde tamamladık. Keyifli Bir Gün sanki yeni albümün bir parçasıymış gibi oldu, uzun süredir repertuvarımızda ihmal etmiştik artık konserlerde dinlemeniz mümkün olacak. Çarşamba sabahı Ankara’ya doğru yola çıkıyoruz. 4 konserlik küçük bir marathona Dib Sahne‘de vereceğimiz konserle başlayacağız. İzmit ve Adapazarı‘da vereceğimiz konserler ise hem buralardaki dinleyicilerimiz hem de bizim için ilk olacak. Küçük konser turumuz Cumartesi gecesi Bursa‘da son bulacak. Konser önceleri soundcheck esnasında, otel odalarında, yolda, bloga ve Twitter a birşeyler eklemeyi adet edindik, bu sefer de ihmal etmemek niyetindeyiz. Konserlerde görüşmek üzere..
Bu arada 30 Ocak’ta Bronx’ta verdiğimiz konserin fotoğraflarını çeken Pelin Ulca’ya teşekkür ediyoruz. Çok güzel fotoğraflar çekmiş, web sayfamızın “fotoğraflar” bölümünden ve Facebook sayfamızdan ulaşabilirsiniz.
Syantek’in Dönüşü…
18 Şubat 2010Berke (Özgümüş) 17 Ocak’ta askerliğini bitirdi ve resmen Redd’in 5. elemanı olarak aramıza katıldı. Zaten uzun süredir sahne ve albüm çalışmalarını birlikte yürüttüğümüz, çoktan grubun bir parçası olan Syantek’e formalite icabı tekrar hoşgeldin diyoruz.
Dönüşünü ve gruba katılışını kutlarken, konserlerde koca davulunun arkasından görebildiğiniz kadar tanıdığınız Syantek’i daha iyi tanıyabilmeniz için kendisine birkaç soru sorduk. Bizle nasıl tanıştığını, hakkımızda düşündüklerini, askerlik sürecinin nasıl geçtiğini anlattı. “Syantek” lakabının nerden geldiğine gelince, bu sanıyoruz başka bir videonun konusu olacak. İzleyin..
